1950'ler İnci küpeli, özenle giyinmiş bir kadın. Pırıl pırıl bir mutfak, fırından yeni çıkmış bir kek, hazırlanmış bir sofra ve kapıda karşılanmayı bekleyen bir eş…
Dönemin reklamları bize yalnızca ürün satmıyordu. Aynı zamanda "ideal kadın" imajını da pazarlıyordu.
Bugün aynı görüntünün modern versiyonuyla karşı karşıyayız:
Trad Wife.
“Influencer” demek istedim sanırım
EV yapımı ekmekler, çiçekli elbiseler, kusursuz mutfaklar, çocuklar ve mutlu bir aile tablosu…
İlk bakışta huzurlu ve nostaljik bir yaşam. Fakat artık bu görüntü yalnızca bir yaşam biçimi değil; aynı zamanda bir sosyal medya içeriği ve ekonomik model.
Takipçiler geliyor; takipçiler reklama, marka anlaşmalarına ve gelire dönüşüyor.
İşte asıl çelişki burada:
Kadının ekonomik hayatın dışında kalmasını savunan bir anlayış, sosyal medya sayesinde ekonomik bir kariyere dönüşüyor.
Elbette bir kadının evini ve ailesini merkeze alan bir hayatı seçmesi kendi tercihidir. Sorun seçimde değil, bu seçimin bütün kadınlar için "ideal kadınlık" biçimi olarak sunulmasında.
Çünkü bazen bize yalnızca nasıl yaşamamız gerektiği anlatılmıyor.
Nasıl bir kadın olmamız gerektiği de anlatılıyor.
1950'lerin inci küpeli kadını Bugünün “Influencer”ları
Sadece kıyafetini değiştirdi, kameranın karşısına geçti ve influencer oldu.
Belki de Trad Wife geçmişe dönüş değil; eski kadın rolünün sosyal medyadaki yeni ve çok daha kârlı ambalajı.
