Barış Manço’nun şarkısını dinlerken bir cümle , Cüzdandaki fotoğraf ile Sosyal medyadaki fotoğraf arasındaki farkı düşündürdü.
Bir Zamanlar İnsanlar Sevdiklerini Cüzdanlarında Taşırdı.
Kalplerine En Yakın Yerde...
Ne Herkese Göstermek İçin, Ne De Birilerinin Beğenmesini Beklemek İçin. Sadece Unutmaya Gönülleri Razı Olmadığı İçin.
Bir Fotoğrafın Değeri, Çözünürlüğüyle Değil; Uğruna Dökülen Gözyaşıyla Ölçülürdü.
Cüzdandaki O Küçük Fotoğraf Zamanla Sararırdı. Kenarları Kıvrılır, Mürekkebi Silikleşirdi. Çünkü Yıllarca Aynı Eller Tarafından Tutulmuş, Aynı Özlemle Defalarca Çıkarılıp Aynı Yüze Bakılmıştı. Her Yıpranmış Köşesinde Bir Bekleyiş, Her Solmuş Renginde Bir Kavuşamamak Saklıydı.
Gurbette Bir Baba, Askerde Bir Evlat, Uzak Şehirlerde Bir Sevgili... Bir Fotoğraf, Bazen Bir İnsanın Eve Dönüş Yoluydu.
Şimdi İse Elimizin Altında Binlerce Fotoğraf Var.
Ama Nedense Kimsenin Hasreti Yok.
Çünkü Artık Kimse Fotoğrafa Bakmıyor; Sadece Ekrana Kaydırıyor. Bir Yüz, Diğer Yüzün Arasına Karışıyor. Bir Tebessüm, Birkaç Saniye Sonra Başka Bir Tebessümün Altında Kalıyor. Hatıralar Bile Algoritmanın Hızına Yetişmeye Çalışıyor.
Eskiden Bir Fotoğraf Kaybolursa İnsan Günlerce Üzülürdü. Şimdi Telefon Bozulunca İlk Sorulan Şey, "Buluta Yedeklenmiş Miydi?"
Belki De Bu Yüzden Eski İnsanlar Daha Çok Özlüyordu.
Şimdi Herkes Birbirinin Hayatını Biliyor; Ama Kimse Birbirinin Yokluğunu Yaşamıyor.
Ve İnsan, Yokluğunu Yaşamadığı Hiçbir Şeyi Gerçekten Sevemiyor.
Bazen Düşünüyorum...
Öldükten Sonra Geriye Ne Kalacak?
Bir Çekmeceden Çıkan, Arkası "Seni Bekliyorum. 1987." Diye Yazılmış Sararmış Bir Fotoğraf Mı?
Yoksa Yıllar Önce Yüklenmiş, Sahibi Çoktan Unutulmuş, Beğenileri Bile Sessizce Silinmiş Dijital Bir Kare Mi?
İkisi Aynı Şey Değil.
Çünkü Biri Hatıradır, Diğeri Arşiv.
Biri Kalbe Emanet Edilmiştir, Diğeri Hafızaya.
Ve Hafıza Dolar.
Kalp İse unutmaz
