En çok da gidebilenlere hayranım
Bir sabah uyanıp korkularını geride bırakabilenlere… Bildikleri sokaklardan, alıştıkları seslerden, "ya olmazsa" diye fısıldayan düşüncelerden vazgeçebilenlere.
Kaldığı yere yabancılaşarak, gitmeyi her gün yeniden hayal ederek, mutluluğun başka bir şehrin gökyüzünde saklı olduğuna inanarak…
Gidenlerin fotoğraflarına bakarken sadece yeni şehirleri görmeyiz ; cesaretlerini görürüz, Onların valizlerinde kıyafetlerden çok umut taşıdıklarını düşünürüz
İnsanın en büyük yolculuğu, kilometrelerce uzağa gitmek değildir, İlk adımı atabilmektir
Ve ben en çok bu ilk adıma hayranım
Bu duygu psikolojide oldukça tanınan bir olgudur. İnsan bazen "Mutlu olacağım yer burası değil; başka bir şehir, başka bir ülke, başka bir hayat." diye düşünür
Bu düşünceyi açıklayan kavramlar
"The grass is greener syndrome" (Çimen diğer tarafta daha yeşildir sendromu): İnsan, sahip olmadığı yerin veya hayatın daha iyi olduğuna inanma eğilimindedir.
"Arrival fallacy" (Varış yanılgısı): "Oraya ulaşırsam mutlu olacağım." düşüncesidir. Hedefe ulaşıldığında ise beklenen kalıcı mutluluk çoğu zaman gerçekleşmez.
Gitmek, bazen bir tren bileti değildir.Bu yüzden övgü, bavulunu toplayana değil; yüreğini toplayabilenedir...
Öte yandan bazı insanlar yıllarca aynı pencereden dışarı bakar ; ruhu çoktan gitmiş olsa da bedeni hep aynı yerde kalır.
Constantinos P. Cavafy gitmek şiirinde ‘’
"Bu şehir peşini bırakmayacak.
Başka bir yerde umut etme.
Hayatını nasıl burada tükettiysen,
dünyanın her yerinde de öyle tüketeceksin." der.
Kalmak insanın belirli bir mekânla kurduğu duygusal bağı anlatır. Bazen insan sevmediğini düşündüğü bir yer bile, yıllar içinde insanın hafızasının, benliğinin anılarının parçası olur.
Bazen bir şehrin taşlarında, bazen bir yüzün gülüşünde, bazen de çocukluğunun sesinde arar ait olduğu yeri. Oysa aradığı hiçbir durak, kalıcı değildir.
İnsana hiçbir zaman tam anlamıyla dünyaya "evim" diyemez. Her şey her, duygu biraz eksik, ve her kavuşma biraz yarım, her veda biraz tanıdıktır. Çünkü fani olanın üzerine sonsuzluk kurulmaz.
İçimizi sebepsizce yoklayan o gurbet duygusu, yanlış yerde olduğumuzdan değil; asıl yurdumuzun bu dünya olmadığını hatırlatan ince bir sızıdandır bana göre
