İngilizcede güzel bir deyim vardır: “Barking up the wrong tree.” Yanlış Ağaca Havlamak
Yani yanlış kişiyi suçlamak, yanlış hedefe yönelmek, çözümü yanlış yerde aramak…
Pazar günleri insan biraz geç uyanır. Çayın altını yakar, ekmeğini kızartır. Televizyonda biri memleketi kurtarıyordur, WhatsApp grubunda da mutlaka çiçekli bir “Hayırlı pazarlar” mesajı dönüyordur.
İnsan böyle sakin bir günde ister istemez kendisini kıran kişileri ve olayları düşünür:
Patronuna kızarsın, eşine söylenirsin.
Eşine kızarsın, çocuğa terslenirsin.
Sonra bir bakarsın, bütün gün yanlış ağaca havlamışsın.
Bazen yıllarca birine kırgın yaşarız. İçimizde cümleler biriktiririz:
İşte o an insanın içinde küçük bir ampul yanar. Gerçi bazı ampuller o kadar geç yanıyor ki, elektrik faturası kabarmış oluyor çoktan !
Bir de işin duygusal tarafı var. Karşımızdaki insan susuyor diye bin türlü anlam çıkarıyoruz. Oysa belki sadece yorulmuştur. Anlatmaktan, kendini ifade etmekten, aynı şeyleri tekrar tekrar açıklamaktan…
Biz kafamızda Shakespeare trajedisi yazarken, karşı taraf belki de çayını koyup televizyon seyrediyordur.
Biz içeride “ihanet, hayal kırıklığı, vefasızlık” üçlemesiyle sezon finali yaparken, o markette domates seçiyor olabilir!
Hayat biraz böyle işte.
Bazen yanlış kişiye kızıyor, yanlış yerde çözüm arıyor, yanlış ağaca havlıyoruz.
Oysa her ağaca havlamak gerekmiyor.
Bazı ağaçların altında oturup çay içmek daha güzel.
Pazar günü de insana en çok bu yakışıyor:
Biraz düşünmek, biraz affetmek, biraz gülmek ve sevdiklerimize sevgimizi göstermektir.
Bundan sonra ağaçlarımıza daha dikkatli davranalım
Çünkü hayat dediğin biraz dram, biraz komedi…
Biraz da “Hayırlı pazarlar” mesajından ibaret.
1
