Gül Akdemir
Köşe Yazarı
Gül Akdemir
 

Kendini Seçmek Suç Değil

  İyilik yapmak, toplumumuzun geleneklerinde, göreneklerinde ve inançlarında önemli bir yere sahiptir. Öyle ki iyilik, çoğu zaman yalnızca bir tercih değil, yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olarak görülür. Çünkü biz, komşusu açken tok yatmamayı, düşene el uzatmayı, paylaşmayı ve başkasının derdiyle dertlenmeyi öğrenerek büyüdük. Üstelik iyilik, yalnızca yaptığımız kişiye değil, kendimize de yapılmış sayılır. Çünkü iyilik, bir başkasının hayatını güzelleştirmenin yanı sıra insanın ruhunu da besler. İyi biri olmak, yalnızca başkalarına fayda sağlamak değil, kendi iç dünyamızı da güzelleştirmektir.   Peki, ya iyilik yaparken kendimizi ihmal ediyorsak? Ya başkalarının hayatını kolaylaştırırken kendi hayatımızı zorlaştırıyorsak? İşte tam bu noktada, üzerinde düşünmemiz gereken bir soru çıkıyor karşımıza: İyilik yapmak mı daha doğrudur, yoksa gerektiğinde kendini seçmek mi?   Bence asıl mesele, iyilik yapmakla kendini seçmek arasında bir tercih yapmak zorunda kalıp kalmadığımızdır. Çünkü bazen başkasına iyilik yapmak, kendimize haksızlık etmek pahasına gerçekleşir. İşte o zaman durup düşünmek gerekir: Ben gerçekten iyilik mi yapıyorum, yoksa sevilmek, kabul görmek ya da suçluluk duymamak için kendimden mi vazgeçiyorum?   İyilik elbette değerlidir. Bir insanın yükünü hafifletmek, zor zamanında yanında olmak, karşılık beklemeden el uzatmak hayatı güzelleştirir. Fakat iyilik, insanın kendisini tüketmesi pahasına sürdürülmesi gereken bir görev değildir.   Düşünelim: Herkesin yardımına koşan ama kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyen bir insan ne kadar süre mutlu kalabilir? Herkesi anlayan ama kendisini kimsenin anlamadığını hisseden biri, ne zaman kendi hayatını yaşamaya başlayacaktır?   Belki de en önemli ayrım burada ortaya çıkıyor: İyilik yapmak bir erdemdir ama kendine kötülük etmek pahasına iyilik yapmak her zaman erdem değildir.   Bazen birine hayır demek, kendine evet demektir. Bazen bir insanı kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmek, kendi huzurunu kurtarmaktır. Bazen de yardım edemeyeceğini kabul etmek, hem kendine hem karşı tarafa karşı dürüst olmaktır.   Elbette her zorlukta geri çekilmek, her fedakârlıktan kaçınmak da doğru değildir. İnsan ilişkileri emek ister; aile, dostluk ve aşk zaman zaman özveri gerektirir. Ancak özveri tek taraflı hâle gelmişse, iyilik bir zorunluluğa dönüşmüşse ve insan kendi sınırlarını sürekli ihlal ediyorsa orada iyiliğin anlamını yeniden düşünmek gerekir.   Peki, hangisi doğru?   Başkalarına iyilik yapmak mı, kendini seçmek mi?   En doğrusu, başkasına iyilik yaparken kendine kötülük etmemektir. Çünkü kendini yok sayarak herkese yetişmeye çalışan insan, bir süre sonra verecek hiçbir şeyi kalmadığını fark edebilir.   Ve belki de insanın öğrenmesi gereken en zor şey şudur: Herkese iyi gelmek zorunda değiliz. Her sorunu çözmek, her yarayı sarmak, herkesi mutlu etmek bizim sorumluluğumuzda değil.   İyilik yap, ama kendini feda ederek değil. Sev, ama kendini kaybederek değil. Fedakârlık et, ama kendi hayatından vazgeçerek değil.   Çünkü insanın kendisini seçmesi, iyilikten vazgeçmesi değildir. İyiliğin içine kendisini de katmayı öğrenmesidir.
Ekleme Tarihi: 11 Ekim 2026 -Pazar
Gül Akdemir

Kendini Seçmek Suç Değil

 

İyilik yapmak, toplumumuzun geleneklerinde, göreneklerinde ve inançlarında önemli bir yere sahiptir. Öyle ki iyilik, çoğu zaman yalnızca bir tercih değil, yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olarak görülür. Çünkü biz, komşusu açken tok yatmamayı, düşene el uzatmayı, paylaşmayı ve başkasının derdiyle dertlenmeyi öğrenerek büyüdük. Üstelik iyilik, yalnızca yaptığımız kişiye değil, kendimize de yapılmış sayılır. Çünkü iyilik, bir başkasının hayatını güzelleştirmenin yanı sıra insanın ruhunu da besler. İyi biri olmak, yalnızca başkalarına fayda sağlamak değil, kendi iç dünyamızı da güzelleştirmektir.

 

Peki, ya iyilik yaparken kendimizi ihmal ediyorsak? Ya başkalarının hayatını kolaylaştırırken kendi hayatımızı zorlaştırıyorsak? İşte tam bu noktada, üzerinde düşünmemiz gereken bir soru çıkıyor karşımıza: İyilik yapmak mı daha doğrudur, yoksa gerektiğinde kendini seçmek mi?

 

Bence asıl mesele, iyilik yapmakla kendini seçmek arasında bir tercih yapmak zorunda kalıp kalmadığımızdır. Çünkü bazen başkasına iyilik yapmak, kendimize haksızlık etmek pahasına gerçekleşir. İşte o zaman durup düşünmek gerekir: Ben gerçekten iyilik mi yapıyorum, yoksa sevilmek, kabul görmek ya da suçluluk duymamak için kendimden mi vazgeçiyorum?

 

İyilik elbette değerlidir. Bir insanın yükünü hafifletmek, zor zamanında yanında olmak, karşılık beklemeden el uzatmak hayatı güzelleştirir. Fakat iyilik, insanın kendisini tüketmesi pahasına sürdürülmesi gereken bir görev değildir.

 

Düşünelim: Herkesin yardımına koşan ama kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyen bir insan ne kadar süre mutlu kalabilir? Herkesi anlayan ama kendisini kimsenin anlamadığını hisseden biri, ne zaman kendi hayatını yaşamaya başlayacaktır?

 

Belki de en önemli ayrım burada ortaya çıkıyor: İyilik yapmak bir erdemdir ama kendine kötülük etmek pahasına iyilik yapmak her zaman erdem değildir.

 

Bazen birine hayır demek, kendine evet demektir. Bazen bir insanı kurtarmaya çalışmaktan vazgeçmek, kendi huzurunu kurtarmaktır. Bazen de yardım edemeyeceğini kabul etmek, hem kendine hem karşı tarafa karşı dürüst olmaktır.

 

Elbette her zorlukta geri çekilmek, her fedakârlıktan kaçınmak da doğru değildir. İnsan ilişkileri emek ister; aile, dostluk ve aşk zaman zaman özveri gerektirir. Ancak özveri tek taraflı hâle gelmişse, iyilik bir zorunluluğa dönüşmüşse ve insan kendi sınırlarını sürekli ihlal ediyorsa orada iyiliğin anlamını yeniden düşünmek gerekir.

 

Peki, hangisi doğru?

 

Başkalarına iyilik yapmak mı, kendini seçmek mi?

 

En doğrusu, başkasına iyilik yaparken kendine kötülük etmemektir. Çünkü kendini yok sayarak herkese yetişmeye çalışan insan, bir süre sonra verecek hiçbir şeyi kalmadığını fark edebilir.

 

Ve belki de insanın öğrenmesi gereken en zor şey şudur: Herkese iyi gelmek zorunda değiliz. Her sorunu çözmek, her yarayı sarmak, herkesi mutlu etmek bizim sorumluluğumuzda değil.

 

İyilik yap, ama kendini feda ederek değil. Sev, ama kendini kaybederek değil. Fedakârlık et, ama kendi hayatından vazgeçerek değil.

 

Çünkü insanın kendisini seçmesi, iyilikten vazgeçmesi değildir. İyiliğin içine kendisini de katmayı öğrenmesidir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lidergundem.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.