BİR İNSAN DEĞİŞİR, DÜNYA DEĞİŞİR
Bazı cümleler vardır, ilk duyduğunuzda çok basit gelir.
“Bir insan değişir, dünya değişir.”
Ne kadar sade bir cümle…
Ama biraz düşününce, insanın aklında uzun süre kalıyor.
Çünkü dünya dediğimiz şey, aslında insanlardan oluşuyor. Her gün karşılaştığımız insanlar, konuştuğumuz insanlar, kırdığımız ya da sevindirdiğimiz insanlar…
Bir insanın davranışı, başka bir insanın hayatına dokunuyor. O insanın davranışı da bir başkasına…
Tıpkı suya atılan küçük bir taşın oluşturduğu halkalar gibi.
Ya da kelebek etkisi gibi
Bir yerde başlayan küçücük bir hareket, hiç tahmin etmediğimiz başka bir yerde büyük bir sonuç doğurabiliyor.
Mesela bugün birine iyilik yaptınız.
Belki sadece kapıyı tuttunuz.
Belki otobüste yer verdiniz.
Belki bir garsona teşekkür ettiniz.
Belki uzun zamandır konuşmadığınız bir arkadaşınızı arayıp “Nasılsın?” dediniz.
Bunlar çok küçük şeyler gibi görünüyor
Hatta bazen insan kendi yaptığı iyiliği bile önemsemiyor.
“Ne olacak canım, bir kapı tuttum sadece…”
Ama belki o insan o gün çok kötü bir haber almıştı.
Belki saatlerdir kendisini görünmez hissediyordu.
Belki sizin birkaç saniyelik nezaketiniz, o gün ona insanlara dair iyi bir şey hatırlattı.
Ve belki o akşam eve giderken o da başka birine daha iyi davrandı.
İşte ahlak biraz da burada başlıyor.
Ahlak yalnızca büyük laflar etmek değil.
Kimsenin görmediği yerde doğru olanı yapabilmek.
Karşılığını beklemeden iyilik edebilmek.
Gücümüz yettiğinde incitmemek.
Haklı olduğumuz halde kırmamayı seçebilmek.
Bir başkasının hakkını, kendi çıkarımız kadar önemseyebilmek.
Çünkü insanın karakteri, çoğu zaman büyük kararlarında değil, küçük davranışlarında ortaya çıkıyor.
Kimse görmüyorken çöpe çöp atıp atmamakta…
Yaşlı bir insanın elindeki poşeti taşımakta…
Bir çalışana yalnızca işi olduğu için değil, insan olduğu için teşekkür etmekte…
Birinin hatasını yüzüne vurmak yerine ona mahremiyet bırakmakta…
Bunların hiçbiri dünyayı kurtaracak büyük olaylar değil.
Ama dünya zaten yalnızca büyük olaylarla değişmiyor.
Belki de dünyayı asıl değiştiren şey, her gün tekrarladığımız küçük davranışlar.
Çünkü kötülük de böyle yayılıyor.
Bir insan öfkesini başka birine aktarabiliyor.
O kişi eve gidip çocuğuna kızabiliyor.
Çocuk ertesi gün arkadaşına kötü davranabiliyor.
Bir insanın öfkesi, farkında olmadan başka hayatlara taşınabiliyor.
İyilik de aynı şekilde yayılabiliyor.
Bir insan sabırlı davranıyor.
Karşısındaki kendisini değerli hissediyor.
O da başka birine daha anlayışlı davranıyor.
Bir yerlerde başlayan küçük bir iyilik, hiç tanımadığımız insanların hayatına kadar ulaşabiliyor.
İşte bu yüzden insanın kendisiyle ilgili yaptığı değişiklik, sadece kendisini ilgilendirmiyor.
Daha sabırlı bir insan, çevresine sabır bırakıyor.
Daha dürüst bir insan, çevresine güven bırakıyor.
Daha merhametli bir insan, çevresine merhamet bırakıyor.
Daha adil bir insan, çevresine adalet duygusu bırakıyor.
Belki de insanın dünyaya bırakabileceği en güzel miras budur:
İyi davranışlarının başkalarında devam etmesi.
Bir gün bu dünyadan gideceğiz.
Arkamızda ne kadar para bıraktığımızdan çok, insanların yanında nasıl hissettirdiğimiz kalacak belki de.
Birileri bizi “Bana çok iyi davranmıştı.” diye hatırlayacak.
Birileri “Zor zamanımda yanımdaydı.” diyecek.
Birileri de belki bizim hiç hatırlamadığımız küçücük bir iyiliğimizi yıllarca taşıyacak.
İşte o zaman anlıyoruz:
İyilik küçük değildir.
Sadece başlangıcı küçüktür.
Bir gülümseme küçüktür.
Bir teşekkür küçüktür.
Bir özür küçüktür.
Bir el uzatmak küçüktür.
Ama insan hayatında bıraktığı etki hiç küçük olmayabilir.
Belki bugün bir insanın hayatını değiştirecek büyük bir şey yapamayız.
Ama bugün bir insanın gününü güzelleştirebiliriz.
Yarın o insan başka birinin gününü güzelleştirebilir.
Sonra bir başkası…
Kelebek etkisi dediğimiz şey belki de yalnızca doğada değil, insan ilişkilerinde de var.
Bir insanın iyiliği başka bir insana dokunuyor.
O iyilik büyüyor, çoğalıyor, el değiştiriyor.
Ve sonunda nereden başladığını bile unutuyoruz
Belki de bu yüzen “Ben tek başıma neyi değiştirebilirim?” diye düşünmemek gerekiyor.
Çünkü tarihteki, toplumdaki ve insan hayatındaki birçok büyük değişim, önce tek bir insanın küçük bir davranışıyla başlamış olabilir.
Bir insan doğruyu seçer.
Bir insan iyiliği seçer.
Bir insan vicdanını susturmaz.
Bir insan “Bana ne?” demek yerine “Ben ne yapabilirim?” der.
Ve işte o anda bir şey değişir.
Belki dünya hemen değişmez.
Ama bir insan değişmişir.
Bir insan değişir, dünya değişir.
Basit gibi görünen bu cümle, belki de insanın dünyaya karşı en büyük sorumluluğunu anlatıyor.
Dünyayı değiştirmek için önce kendimize bakmak…
Çünkü bazen insanın yaptığı küçücük bir iyilik, kendisinden çok daha uzun yaşar.
Ve belki de gerçek iyilik tam olarak budur:
Senin yaptığın iyiliğin, sen orada yokken bile devam etmesi.
