Meziyetin Bittiği Yerde, "Ben Yaptım Oldu" Başlar
Bir insanın gerçek değeri, kaç kişiye hükmettiğiyle değil; kaç kişiyi dinleyebildiğiyle ölçülür. Çünkü meziyet, bilgiye sahip olmak değil, bilgiyi ortak akılla büyütebilmektir. Yetkiyi güç gösterisine dönüştürmek değil, sorumluluğa dönüştürebilmektir.
Ne var ki günümüzde bazı yönetim anlayışları, meziyeti bir kenara bırakıp egoyu makamın başköşesine oturtuyor. Ardından da tek cümleyle bütün kapıları kapatıyor:
"Ben yaptım oldu."
İşte çürüme tam da burada başlıyor.
Çünkü "Ben yaptım oldu." diyen biri aslında şunu söylemektedir: "Sizin fikrinize ihtiyacım yok. Sizin tecrübenizin benim için bir değeri yok. Ben konuşurum, siz sadece alkışlarsınız."
Oysa alkış, başarının kanıtı değildir. Bazen yalnızca insanların konuşmaktan vazgeçtiğinin sesidir.
İstişarenin olmadığı yerde hata büyür. Eleştirinin susturulduğu yerde yanlışlar doğrunun yerine geçer. Korkunun hâkim olduğu masalarda fikir değil, sadece sessizlik üretilir. Sessizlik ise hiçbir kurumu ileriye taşımaz; sadece çöküşü geciktirir.
En ilginç olanı da şudur: "Ben yaptım oldu." anlayışını benimseyenler, başarısızlık geldiğinde onu paylaşacak kimse bulamazlar. Çünkü başarıyı tek başına sahiplenenler, başarısızlığın da tek sahibi olurlar.
Meziyet sahibi insan ise farklıdır. O, kendisini alkışlayanları değil, eksiklerini söyleyenleri yanında tutar. Çünkü bilir ki dost, yanlışını gizleyen değil; cesaretle yüzüne söyleyendir.
Ne yazık ki bazı kurumlarda insanlar artık fikir üretmüyor. Üretmüyor; çünkü fikirlerinin değil, itaatlerinin değer gördüğünü biliyor. Böyle yerlerde toplantılar yapılır ama kararlar önceden verilmiştir. Sorular sorulur ama cevaplar çoktan yazılmıştır. Katılım istenir ama sadece el kaldırmak için...
Bu tabloyu başarı diye pazarlamak, çatlamış bir duvarı boyayarak sağlam bina yaptığını iddia etmeye benzer. Dışarıdan bakıldığında her şey yerli yerinde görünür; fakat ilk sarsıntıda gerçeğin üzerindeki boya dökülür.
Gerçek lider, insanların önünde yürüyen değil; gerektiğinde onların arasına karışabilendir. "Ben bilirim." diyen değil, "Belki senden öğreneceğim bir şey vardır." diyebilen kişidir. Çünkü öğrenmeyi bırakanın yönetmeye devam etmesi, pusulasını kaybetmiş bir kaptanın gemiyi fırtınaya sürüklemesinden başka bir şey değildir.
Unutulmamalıdır ki kibir, en pahalı cehalettir. İnsan önce başkalarını susturur, sonra gerçeği duyamaz hâle gelir. İşte o gün makam büyür, insan küçülür.
Ve son söz...
Meziyet; "Ben yaptım oldu." demek değildir. Meziyet, "Gel, birlikte daha iyisini yapalım." diyebilmektir. Çünkü tarihte iz bırakanlar, emredenler değil; ortak akla değer verenler olmuştur. Geriye kalanların ise yalnızca gürültüsü kalmıştır.
