MEZİYET...
Eskiden insanlar meziyetlerini göstermek için konuşmazdı; davranışları konuşurdu. Şimdi ise en çok ses çıkaran, en çok öne çıkan sanılıyor.
Bilgi arttı ama bilgelik azaldı. İmkân çoğaldı ama vicdan eksildi. Kalabalıklar büyüdü ama insanlık daraldı.
Meziyet; makam sahibi olmak değildir. Para sahibi olmak da değildir. Meziyet; kimse görmezken doğruyu yapabilmektir. Güç elindeyken adil kalabilmektir. Kırmadan konuşabilmek, incitmeden eleştirebilmek, düştüğünde kalkmak kadar, düşeni kaldırabilmektir.
Bugün birbirimizi geçmeye çalışırken, aslında kendimizi geride bırakıyoruz. Gösterişin alkışlandığı, samimiyetin sorgulandığı bir çağda yaşıyoruz. Oysa gerçek meziyet; alkış beklemeden iyi insan kalabilmektir.
Belki de çağımızın en büyük eksikliği teknoloji değil, ekonomi değil... Meziyet sahibi insanların sessizce azalmasıdır.
Kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmedi mi?
Başarılı olmaya mı çalışıyoruz, yoksa gerçekten değerli bir insan olmaya mı?
Çünkü geriye bıraktığımız en büyük miras; sahip olduklarımız değil, sahip olduğumuz meziyetler olacaktır.
Ayşegül Seçilmiş
