Ayşegül SEÇİLMİŞ
Köşe Yazarı
Ayşegül SEÇİLMİŞ
 

RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMAYAN YASA: TUNÇ YASASI

RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMAYAN YASA: TUNÇ YASASI Bütün yasaların yazılı olduğunu mu sanıyorduk? “Yasa” denildiğinde aklımıza maddeler, mahkemeler, Meclis ve Resmî Gazete gelir. Peki ya size maddesi olmayan, cezası bulunmayan, hiçbir hukuk kitabında kanun olarak yer almayan ama yüz yılı aşkın süredir örgütleri ve gücü anlamak için tartışılan bir “yasa”dan söz etsem? Üstelik belki de her gün etkilerini gördüğümüz bir yasadan… Adı: Oligarşinin Tunç Yasası. Sosyolog Robert Michels, 1911 yılında oldukça rahatsız edici bir fikir ortaya attı: Demokratik amaçlarla kurulan örgütler büyüdükçe, yönetim ve karar gücü giderek daha küçük bir grubun elinde toplanma eğilimi gösterebilir. Buradaki “yasa”, hukuki bir kanun değil; bir sosyoloji teorisi. Fakat insan teoriyi okuyunca ister istemez çevresine başka türlü bakmaya başlıyor. Bir yapı düşünün. Başlangıçta herkes heyecanlıdır. Ortak akıl vardır. Katılım vardır. “Biz” vardır. Sonra temsilciler seçilir. Yöneticiler belirlenir. Yetkiler dağıtılır. Yapı büyür, işler karmaşıklaşır, yönetim profesyonelleşir. Ve bir gün kimsenin fark etmediği küçücük bir değişiklik başlayabilir: Temsil edilenlerin sayısı büyürken karar verenlerin sayısı küçülür. İşte Tunç Yasası tam burada insanın kulağına rahatsız edici bir soru fısıldıyor: Yönetim hâlâ insanlar için mi vardır, yoksa insanlar artık yönetimin devamı için mi vardır? KOLTUK MU SİSTEMİ YÖNETİR, SİSTEM Mİ KOLTUĞU? Mesele yalnızca siyaset değildir. Sendikalar, konfederasyonlar, dernekler, meslek örgütleri, şirketler ve hatta küçük topluluklar… İnsanların örgütlendiği her yerde aynı soru sorulabilir: Güç kimde ve o gücü kim denetliyor? Çünkü sistemlerin en ilginç tarafı şudur: Bazen kişileri değiştirirsiniz ama düzen değişmez. İsim gider, başka isim gelir. Koltuk aynı kalır. Yöntem aynı kalır. Karar mekanizması aynı kalır. İşte o zaman insanın aklına daha ürkütücü bir ihtimal geliyor: Ya sorun yalnızca koltuğa oturanda değilse? Ya koltuğun zaman içerisinde oluşturduğu görünmez düzen, oturan kişiden daha güçlü hâle geliyorsa? Tunç Yasası bize kesin cevaplar vermekten çok, bu soruları sorduruyor. Ve belki de en değerli tarafı bu. Çünkü demokrasinin gerçek ölçüsü yalnızca seçim yapmak değildir. Seçileni sorgulayabilmek, yönetimi denetleyebilmek, gerektiğinde değiştirebilmek ve yönetenle yönetilen arasındaki mesafeyi büyütmemek de demokrasinin parçasıdır. Şimdi çevrenize bir kez daha bakın. İçinde bulunduğumuz kurumlara, örgütlere ve yapılara… Ve kendinize yalnızca şunu sorun: Gerçekten bütün yasalar yazılı mı? Belki de asıl şaşırtıcı olan Tunç Yasası'nın varlığı değildir. Asıl şaşırtıcı olan, adını hiç duymadan tarif ettiği düzenlerin içinde yaşıyor olabilme ihtimalimizdir. Ayşegül Seçilmiş
Ekleme Tarihi: 08 Ağustos 2026 -Cumartesi
Ayşegül SEÇİLMİŞ

RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMAYAN YASA: TUNÇ YASASI

RESMÎ GAZETE’DE YAYIMLANMAYAN YASA: TUNÇ YASASI Bütün yasaların yazılı olduğunu mu sanıyorduk? “Yasa” denildiğinde aklımıza maddeler, mahkemeler, Meclis ve Resmî Gazete gelir. Peki ya size maddesi olmayan, cezası bulunmayan, hiçbir hukuk kitabında kanun olarak yer almayan ama yüz yılı aşkın süredir örgütleri ve gücü anlamak için tartışılan bir “yasa”dan söz etsem? Üstelik belki de her gün etkilerini gördüğümüz bir yasadan… Adı: Oligarşinin Tunç Yasası. Sosyolog Robert Michels, 1911 yılında oldukça rahatsız edici bir fikir ortaya attı: Demokratik amaçlarla kurulan örgütler büyüdükçe, yönetim ve karar gücü giderek daha küçük bir grubun elinde toplanma eğilimi gösterebilir. Buradaki “yasa”, hukuki bir kanun değil; bir sosyoloji teorisi. Fakat insan teoriyi okuyunca ister istemez çevresine başka türlü bakmaya başlıyor. Bir yapı düşünün. Başlangıçta herkes heyecanlıdır. Ortak akıl vardır. Katılım vardır. “Biz” vardır. Sonra temsilciler seçilir. Yöneticiler belirlenir. Yetkiler dağıtılır. Yapı büyür, işler karmaşıklaşır, yönetim profesyonelleşir. Ve bir gün kimsenin fark etmediği küçücük bir değişiklik başlayabilir: Temsil edilenlerin sayısı büyürken karar verenlerin sayısı küçülür. İşte Tunç Yasası tam burada insanın kulağına rahatsız edici bir soru fısıldıyor: Yönetim hâlâ insanlar için mi vardır, yoksa insanlar artık yönetimin devamı için mi vardır? KOLTUK MU SİSTEMİ YÖNETİR, SİSTEM Mİ KOLTUĞU? Mesele yalnızca siyaset değildir. Sendikalar, konfederasyonlar, dernekler, meslek örgütleri, şirketler ve hatta küçük topluluklar… İnsanların örgütlendiği her yerde aynı soru sorulabilir: Güç kimde ve o gücü kim denetliyor? Çünkü sistemlerin en ilginç tarafı şudur: Bazen kişileri değiştirirsiniz ama düzen değişmez. İsim gider, başka isim gelir. Koltuk aynı kalır. Yöntem aynı kalır. Karar mekanizması aynı kalır. İşte o zaman insanın aklına daha ürkütücü bir ihtimal geliyor: Ya sorun yalnızca koltuğa oturanda değilse? Ya koltuğun zaman içerisinde oluşturduğu görünmez düzen, oturan kişiden daha güçlü hâle geliyorsa? Tunç Yasası bize kesin cevaplar vermekten çok, bu soruları sorduruyor. Ve belki de en değerli tarafı bu. Çünkü demokrasinin gerçek ölçüsü yalnızca seçim yapmak değildir. Seçileni sorgulayabilmek, yönetimi denetleyebilmek, gerektiğinde değiştirebilmek ve yönetenle yönetilen arasındaki mesafeyi büyütmemek de demokrasinin parçasıdır. Şimdi çevrenize bir kez daha bakın. İçinde bulunduğumuz kurumlara, örgütlere ve yapılara… Ve kendinize yalnızca şunu sorun: Gerçekten bütün yasalar yazılı mı? Belki de asıl şaşırtıcı olan Tunç Yasası'nın varlığı değildir. Asıl şaşırtıcı olan, adını hiç duymadan tarif ettiği düzenlerin içinde yaşıyor olabilme ihtimalimizdir. Ayşegül Seçilmiş
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lidergundem.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.