Hayat, insanı sırat köprüsüne benzer ince bir çizgide sınayan sayısız imtihanla doludur. Elde edilen makamlar, unvanlar, kazanılan maddi güç veya kurulan lüks hayatlar... Hepsi geçici birer emanettir. Ancak bu geçici dünyanın gürültüsü içinde çoğumuz asıl pusulamızı kaybeder; nefsani hırsların, gösteriş yarışının ve bitmek bilmeyen tüketim çılgınlığının birer kölesi haline geliriz. Oysa her makamın, her gücün ve her sahiplenişin bir bedeli vardır. Bedeli ya adınızın lekelenmesiyle ya da manevi huzurunuzun yok olmasıyla ödersiniz.
Nefsine yenik düşen insan, sadece kendi benliğini değil, etrafındaki tüm güzellikleri de enkaz altında bırakır. Nefsini yenebilenler ise ayakta kalır, huzurun ve erdemin limanına ulaşır. Bugün sağlığına, gücüne veya makamına güvenerek gururlananlar unutmasın ki; ne nefesimizin ne de yarınımızın garantisi vardır. Bir musibet, ani bir hastalık veya beklenmedik bir imtihan, insana sahip sandığı her şeyin aslında bir hiç olduğunu acı bir tecrübeyle hatırlatabilir.
Asıl Zenginlik Huzurdur
Unutmayalım ki hayatın sonunda ne o makamlar kalır ne de geride bıraktığımız geçici unvanlar. Bazen insan ömrünün sonuna yaklaşırken, "Keşke o kadar hırslı olmasaydım, keşke daha mütevazı yaşasaydım" diye hayıflanır. Önemli olan, adınızı lekelemeden, sağlığınızın ve sevdiklerinizin kıymetini bilerek yaşayabilmektir.
Rabbimiz nefsimize uydurmasın, taşıyamayacağımız imtihanlarla sınamasın. Azla mutlu olmasını bilen, sağlığın şükrünü eda eden ve kalbi huzur dolu bir ömür geçirenlerden olmanız dileğiyle...
Sevgiler ve saygılarımla
