Abidin ŞANVER
Köşe Yazarı
Abidin ŞANVER
 

GÜVENLİKTE TASARRUFUN BEDELİ AĞIR OLUR

Türkiye'de özel güvenlik sektörü, kamu güvenliğini tamamlayan en önemli unsurlardan biridir. Bugün alışveriş merkezlerinden hastanelere, havaalanlarından üniversitelere, sitelerden sanayi tesislerine kadar hayatın her alanında özel güvenlik görevlileri görev yapmaktadır. Ancak sektör, uzun süredir sessizce büyüyen ciddi bir krizle karşı karşıyadır: Personel açığı. Artık birçok güvenlik şirketi çalıştıracak personel bulamıyor. Göreve başlayanların önemli bir bölümü ise kısa süre içinde mesleği bırakıyor. Bunun temel nedenleri bellidir; düşük ücretler, ağır çalışma koşulları, uzun vardiyalar ve yüksek sorumluluk. Ancak sorunun tek boyutu personel eksikliği değildir. Bugün birçok projede güvenlik ihtiyacı yerine maliyet hesabı ön planda tutulmaktadır. Risk analizinin gerektirdiği personel sayısı yerine, bütçeyi düşürmek amacıyla asgari sayıda güvenlik görevlisi istihdam edilmektedir. Oysa güvenlik, tasarruf yapılacak bir alan değildir. Güvenlik hizmetinin amacı en az personelle işi yürütmek değil; risk analizine uygun sayıda personelle can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Personelden yapılan her tasarruf, gerçekte güvenlikten verilen bir tavizdir. Sorunun en çarpıcı örneklerinden biri özellikle gece vardiyalarında yaşanmaktadır. Bugün birçok site, fabrika, depo ve şantiyede geniş sorumluluk alanları tek bir güvenlik görevlisine emanet edilmektedir. Üstelik bu görevlilerin önemli bir bölümü silahsız olarak görev yapmaktadır. Peki, gece saatlerinde yaşanabilecek bir hırsızlık, saldırı ya da organize suç girişiminde tek başına görev yapan bir güvenlik görevlisinden ne beklenmektedir? Hiçbir güvenlik görevlisi kahraman olmak zorunda değildir. Önceliği kendi can güvenliğini sağlamak, gerekli tedbirleri almak ve durumu vakit kaybetmeden genel kolluk kuvvetlerine bildirmektir. Tek personelle yürütülen güvenlik hizmeti yalnızca görevliyi değil, koruduğu kurumun güvenliğini de ciddi şekilde riske atmaktadır. Personel yetersizliği yalnızca sayı eksikliği değildir. Aynı zamanda daha fazla mesai, daha fazla yorgunluk, daha fazla stres ve daha fazla dikkat kaybı demektir. Güvenlik hizmetinde yapılacak küçük bir hata ise telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir. Unutulmamalıdır ki özel güvenlik görevlisi yalnızca giriş kapısında bekleyen kişi değildir. 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında kişi ve tesis güvenliğini sağlamak, suç işlenmesini önlemeye yönelik tedbirler almak, genel kolluğa yardımcı olmak, görev alanında kimlik sormak, güvenlik kontrolü yapmak ve kanunun verdiği diğer yetkileri kullanmakla sorumludur. Ayrıca eğitim sürecinde yangın güvenliği, ilk yardım, olay yeri koruma, sabotaja karşı alınacak tedbirler, kişi koruma, kalabalık yönetimi ve acil durumlara müdahale gibi birçok konuda eğitim almaktadır. Bu nedenle özel güvenlik görevlisini yalnızca kapıda bekleyen bir personel olarak görmek, mesleğin taşıdığı sorumluluğu, yetkinliği ve profesyonelliği görmezden gelmektir. Özel güvenlik sektörünün bugün ihtiyacı daha fazla kamera değil; doğru risk analizi, yeterli personel, insana yakışır çalışma koşulları ve yaptığı görevin değer gördüğünü hisseden güvenlik görevlileridir. Çünkü güvenlikte yapılan tasarrufun faturası çoğu zaman bütçeye değil; insan hayatına, kamu düzenine ve toplumsal huzura kesilir. Güvenlik zafiyeti yaşandıktan sonra alınan tedbirler, başarının değil gecikmenin göstergesidir. Asıl başarı; riski gerçekleşmeden önce önleyebilmektir. Bunun yolu ise güvenliği bir maliyet kalemi olarak görmekten değil, vazgeçilmez bir kamu güvenliği yatırımı olarak değerlendirmekten geçmektedir. Güvenliğe yapılan yatırım hiçbir zaman israf değildir; ihmal edilen güvenliğin bedeli ise çoğu zaman telafi edilemeyecek kadar ağırdır.
Ekleme Tarihi: 07 Temmuz 2026 -Salı

GÜVENLİKTE TASARRUFUN BEDELİ AĞIR OLUR

Türkiye'de özel güvenlik sektörü, kamu güvenliğini tamamlayan en önemli unsurlardan biridir. Bugün alışveriş merkezlerinden hastanelere, havaalanlarından üniversitelere, sitelerden sanayi tesislerine kadar hayatın her alanında özel güvenlik görevlileri görev yapmaktadır. Ancak sektör, uzun süredir sessizce büyüyen ciddi bir krizle karşı karşıyadır: Personel açığı.

Artık birçok güvenlik şirketi çalıştıracak personel bulamıyor. Göreve başlayanların önemli bir bölümü ise kısa süre içinde mesleği bırakıyor. Bunun temel nedenleri bellidir; düşük ücretler, ağır çalışma koşulları, uzun vardiyalar ve yüksek sorumluluk.

Ancak sorunun tek boyutu personel eksikliği değildir.

Bugün birçok projede güvenlik ihtiyacı yerine maliyet hesabı ön planda tutulmaktadır. Risk analizinin gerektirdiği personel sayısı yerine, bütçeyi düşürmek amacıyla asgari sayıda güvenlik görevlisi istihdam edilmektedir.

Oysa güvenlik, tasarruf yapılacak bir alan değildir.

Güvenlik hizmetinin amacı en az personelle işi yürütmek değil; risk analizine uygun sayıda personelle can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Personelden yapılan her tasarruf, gerçekte güvenlikten verilen bir tavizdir.

Sorunun en çarpıcı örneklerinden biri özellikle gece vardiyalarında yaşanmaktadır. Bugün birçok site, fabrika, depo ve şantiyede geniş sorumluluk alanları tek bir güvenlik görevlisine emanet edilmektedir. Üstelik bu görevlilerin önemli bir bölümü silahsız olarak görev yapmaktadır.

Peki, gece saatlerinde yaşanabilecek bir hırsızlık, saldırı ya da organize suç girişiminde tek başına görev yapan bir güvenlik görevlisinden ne beklenmektedir?

Hiçbir güvenlik görevlisi kahraman olmak zorunda değildir. Önceliği kendi can güvenliğini sağlamak, gerekli tedbirleri almak ve durumu vakit kaybetmeden genel kolluk kuvvetlerine bildirmektir. Tek personelle yürütülen güvenlik hizmeti yalnızca görevliyi değil, koruduğu kurumun güvenliğini de ciddi şekilde riske atmaktadır.

Personel yetersizliği yalnızca sayı eksikliği değildir. Aynı zamanda daha fazla mesai, daha fazla yorgunluk, daha fazla stres ve daha fazla dikkat kaybı demektir. Güvenlik hizmetinde yapılacak küçük bir hata ise telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açabilir.

Unutulmamalıdır ki özel güvenlik görevlisi yalnızca giriş kapısında bekleyen kişi değildir. 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında kişi ve tesis güvenliğini sağlamak, suç işlenmesini önlemeye yönelik tedbirler almak, genel kolluğa yardımcı olmak, görev alanında kimlik sormak, güvenlik kontrolü yapmak ve kanunun verdiği diğer yetkileri kullanmakla sorumludur.

Ayrıca eğitim sürecinde yangın güvenliği, ilk yardım, olay yeri koruma, sabotaja karşı alınacak tedbirler, kişi koruma, kalabalık yönetimi ve acil durumlara müdahale gibi birçok konuda eğitim almaktadır. Bu nedenle özel güvenlik görevlisini yalnızca kapıda bekleyen bir personel olarak görmek, mesleğin taşıdığı sorumluluğu, yetkinliği ve profesyonelliği görmezden gelmektir.

Özel güvenlik sektörünün bugün ihtiyacı daha fazla kamera değil; doğru risk analizi, yeterli personel, insana yakışır çalışma koşulları ve yaptığı görevin değer gördüğünü hisseden güvenlik görevlileridir.

Çünkü güvenlikte yapılan tasarrufun faturası çoğu zaman bütçeye değil; insan hayatına, kamu düzenine ve toplumsal huzura kesilir.

Güvenlik zafiyeti yaşandıktan sonra alınan tedbirler, başarının değil gecikmenin göstergesidir. Asıl başarı; riski gerçekleşmeden önce önleyebilmektir. Bunun yolu ise güvenliği bir maliyet kalemi olarak görmekten değil, vazgeçilmez bir kamu güvenliği yatırımı olarak değerlendirmekten geçmektedir. Güvenliğe yapılan yatırım hiçbir zaman israf değildir; ihmal edilen güvenliğin bedeli ise çoğu zaman telafi edilemeyecek kadar ağırdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lidergundem.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.