Sümeyye Ünal
Köşe Yazarı
Sümeyye Ünal
 

Sessiz Çığlıklar ve Kararan Geleceğimiz:

Okullar Yarınlarımızı Kaybettiğimiz Yer Mi Oluyor? ​Okulların açılmasının üzerinden henüz bir ay bile geçmedi. Ancak biz bugün, eğitim yuvalarımızdan yükselen ders zili seslerini değil, gencecik evlatlarımızın ağıtlarını dinliyoruz. Sadece bir ayda yaşanan dördüncü saldırı haberini sindirmeye çalışırken, Başakşehir’den gelen acı haberle bir kez daha sarsıldık. Şeyh Şamil Ortaokulu’nda 15 yaşındaki bir lise öğrencisinin hedef gözetmeksizin gerçekleştirdiği bıçaklı saldırıda 8 evladımız hedef oldu. 7 öğrencimiz yaralıyken, henüz 10 yaşındaki minik Sera Bulut’u kaybettik... Hayatının çok başında, okul koridorunda hayallerinden sökülüp alınan Sera evladımıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabırlar diliyorum. ​Çocuklarımız okula eğitim almaya, arkadaşlarıyla büyümeye gidiyor. Fakat gelinen son noktada aileler, evlatlarını her sabah okula değil de sanki bir bilinmeze uğurluyor. Her geçen gün tırmanan şiddet olaylarında ne yazık ki ailelerin sorumluluğu ve payı göz ardı edilemez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Sokaklar, çocuklar evden uzaklaşsın diye değil, akranlarıyla güvenle oynasın diye var. Bir çocuğun dünyasındaki kırılmaların ilk hissedileceği yer evidir ve yaşanan her trajedi, her şeyin temelinde yine "aile" unsurunun yattığını bize acı bir şekilde hatırlatıyor. ​Bu tür vakaların ardından ailelerden duyduğumuz ifadeler hep aynı kalıptan çıkmış gibi: "Çok sessiz sakin kendi halinde bir çocuktu", "Bizi odasına almazdı", "Hiçbir zararı yoktu..." ​Peki, tam da bu noktada hepimizin durup sorması gerekmiyor mu: Çocuklarımızı gerçekten ne kadar tanıyor ve takip ediyoruz? ​Teknolojinin, sosyal medyanın ve dijital dünyanın kontrolsüzce çocukların avucuna bırakıldığı bir çağda yaşıyoruz. Çocukların odalarına çekilerek kendilerini kapattıkları o dijital dünyada neyle beslendiklerini, hangi şiddet içerikleriyle zehirlendiklerini ve zihinlerinde nelerin devrildiğini ne zaman sorgulayacağız? Gündem her gün çocuklara ve gençlere yönelen bu tür karanlık olaylarla çalkalanırken, aileler evlatlarının iç dünyasını takibe almak için daha neyi bekliyor? ​10 yaşındaki Sera Bulut bugün sırasında oturup geleceğini hayal edecekti; arkadaşlarıyla gülüp koşacaktı. Bugün bir ailenin ocağına düşen bu kor, sadece onların değil, hepimizin içini yaktı. Çocuklarımızı sadece fiziksel olarak değil, ruhen ve zihnen de korumak zorundayız. Aileler çocuklarının yaşamına, odasına, ekranına ve ruhuna dokunmadığı sürece, ne yazık ki bu acı sonların önüne geçmek mümkün olmayacak. ​Artık "çok sessizdi" bahanelerinin arkasına saklanma vakti geçti. Bugün evlatlarımızın elini tutmazsak, yarın tutacak bir el bulamayacağız.
Ekleme Tarihi: 06 Ekim 2026 -Salı
Sümeyye Ünal

Sessiz Çığlıklar ve Kararan Geleceğimiz:

Okullar Yarınlarımızı Kaybettiğimiz Yer Mi Oluyor?

​Okulların açılmasının üzerinden henüz bir ay bile geçmedi. Ancak biz bugün, eğitim yuvalarımızdan yükselen ders zili seslerini değil, gencecik evlatlarımızın ağıtlarını dinliyoruz. Sadece bir ayda yaşanan dördüncü saldırı haberini sindirmeye çalışırken, Başakşehir’den gelen acı haberle bir kez daha sarsıldık. Şeyh Şamil Ortaokulu’nda 15 yaşındaki bir lise öğrencisinin hedef gözetmeksizin gerçekleştirdiği bıçaklı saldırıda 8 evladımız hedef oldu. 7 öğrencimiz yaralıyken, henüz 10 yaşındaki minik Sera Bulut’u kaybettik... Hayatının çok başında, okul koridorunda hayallerinden sökülüp alınan Sera evladımıza Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabırlar diliyorum.

​Çocuklarımız okula eğitim almaya, arkadaşlarıyla büyümeye gidiyor. Fakat gelinen son noktada aileler, evlatlarını her sabah okula değil de sanki bir bilinmeze uğurluyor. Her geçen gün tırmanan şiddet olaylarında ne yazık ki ailelerin sorumluluğu ve payı göz ardı edilemez bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Sokaklar, çocuklar evden uzaklaşsın diye değil, akranlarıyla güvenle oynasın diye var. Bir çocuğun dünyasındaki kırılmaların ilk hissedileceği yer evidir ve yaşanan her trajedi, her şeyin temelinde yine "aile" unsurunun yattığını bize acı bir şekilde hatırlatıyor.

​Bu tür vakaların ardından ailelerden duyduğumuz ifadeler hep aynı kalıptan çıkmış gibi: "Çok sessiz sakin kendi halinde bir çocuktu", "Bizi odasına almazdı", "Hiçbir zararı yoktu..."

​Peki, tam da bu noktada hepimizin durup sorması gerekmiyor mu: Çocuklarımızı gerçekten ne kadar tanıyor ve takip ediyoruz?

​Teknolojinin, sosyal medyanın ve dijital dünyanın kontrolsüzce çocukların avucuna bırakıldığı bir çağda yaşıyoruz. Çocukların odalarına çekilerek kendilerini kapattıkları o dijital dünyada neyle beslendiklerini, hangi şiddet içerikleriyle zehirlendiklerini ve zihinlerinde nelerin devrildiğini ne zaman sorgulayacağız? Gündem her gün çocuklara ve gençlere yönelen bu tür karanlık olaylarla çalkalanırken, aileler evlatlarının iç dünyasını takibe almak için daha neyi bekliyor?

​10 yaşındaki Sera Bulut bugün sırasında oturup geleceğini hayal edecekti; arkadaşlarıyla gülüp koşacaktı. Bugün bir ailenin ocağına düşen bu kor, sadece onların değil, hepimizin içini yaktı. Çocuklarımızı sadece fiziksel olarak değil, ruhen ve zihnen de korumak zorundayız. Aileler çocuklarının yaşamına, odasına, ekranına ve ruhuna dokunmadığı sürece, ne yazık ki bu acı sonların önüne geçmek mümkün olmayacak.

​Artık "çok sessizdi" bahanelerinin arkasına saklanma vakti geçti. Bugün evlatlarımızın elini tutmazsak, yarın tutacak bir el bulamayacağız.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lidergundem.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Musa Dağdelen
(07.10.2026 00:10 - #434)
Tebrikler emeğine sağlık varolasin
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lidergundem.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.